30 Ekim 2020 İzmir Seferihisar depreminin ardından,

Son dönemde herkes haklı olarak binasının dayanımını merak ediyor ve akla gelen ilk yöntem de mevcut beton kalitesinin tespit edilmesi.

Mevcut beton kalitesinin tespitinde kullandığımız yöntem, beton numunelerinin alınıp laboratuvarda kırılması ve  Schmidt çekici ile yapılan ölçümlerin korelasyonu ile ortalama bir değer bulmaktan ibarettir.

İzmir genelinde 1990’dan önce yapılan yapıların neredeyse tamamı yerinde karma beton ile imal edilmiştir ki bu da çoğunlukla tespit edilen beton dayanımının homojen dağılım göstermemesi sonucunu doğurur. Deney sonucu bulunan ortalama basınç dayanımını hesaplarda kullanabilmek için standart sapma ile düzeltiriz. Yerinde karılarak dökülen betonda standart sapma çok yüksek çıkabilmekte, sonuçta kabul edilen ortalama beton basınç dayanımı düşmektedir. Bu değer ile yapılan performans analizi sonucu da genellikle güçlendirme veya yıkım tavsiyesi ile sonuçlanmaktadır.

Binadan karot ile beton numunesi alınması bu sürecin başlangıcıdır. Alınan numunelerin test sonuçlarının laboratuvarlarca ilgili mercilerle paylaşılması yasal bir zorunluluktur.  Kat maliklerini bu konuda tam olarak bilgilendirmeden, mutabakat almadan bu sürecin başlatılması sakıncalıdır. Çünkü dayanıksız olarak raporlanmış binaların güçlendirilmesi veya yıkılması ile ilgili yasalardan gelen zaman sınırlandırmaları vardır.

Yaşadığımız depremin yarattığı travma ve telaş ile yapılan beton tespit testleri sonucu bir çok bina ekonomik olarak güçlendirilebilecek iken yıkım kararı ile karşılaşacaktır.

İlgili kanunları aşağıda bulabilirsiniz.

https://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.634.pdf

https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=16849&mevzuatTur=KurumVeKurulusYonetmeligi&mevzuatTertip=5